Dişeti kanaması, dişeti iltihabının en önemli göstergesidir. Mutlaka bir diş hekimine başvurulmalıdır.
Dişeti iltihabının şiddetine göre diş hekimi tarafından uygulanacak olan tedavinin ardından, hekiminizin önerisi doğrultusunda macun ve gargara kullanabilirsiniz. Ancak, tek başına bu ürünler dişeti kanamasını önlemez.
Cerrahi operasyonun yapıldığı gün dikişli bölgelere dikkat ederek diş fırçalanmalıdır.
Cerrahi sonrası anestezinin etkisi geçtikten sonra yemek yenilebilir. Bu süre yaklaşık 2-3 saattir.
İmplant malzemeleri ile ilgili rapor edilmiş hiçbir yan etki veya hastalık yoktur. İmplant kesinlikle kanser sebebi değildir.
Cerrahi sonrası oluşan şişlikler operasyonun sahasının büyüklüğüne göre değişiklik gösterir. Genellikle cerrahinin süresine, kişinin doku hassasiyetine göre değişiklik gösterir. Genellikle önemli bir şişlik olmaz. Morarma çok nadir görülebilir.
Diş sıkmayı engelleyen gece plakları kullanılabilir. Bazı durumlarda çiğneme kaslarına yapılan botoks uygulamaları da etkilidir.
Her diş çekiminde dikiş atılması gerekmez. Bazen yara yerinin büyüklüğüne dişeti dokusunun durumuna göre dikiş atılabilir. Bu da yara iyileşmesini çabuklaştırır.
Her 20 yaş cerrahisi aynı şekilde yapılmadığı gibi iyileşme süresinde de değişiklikler olabilir. Tamamen kemik ile örtülü 20 yaş cerrahilerinde birkaç gün şişlik ve ağız açmada güçlük olabilir. Morarma çok nadir görülebilen bir komplikasyondur.
Çekilmeyen 20 yaş dişleri, çekilen 20 yaş dişinin boşluğuna doğru sarkar ya da alt çenede ise yükselir. Bir zaman sonra o bölgede dişetine zarar verebilir.
20’lik dişin çekim kararı muayene ile verilebilir. Normal bir şekilde sürmüş ve fonksiyonda olan 20 yaş dişlerinin çekimi eğer o bölgeler temizlenebiliyorsa gerekli değildir. Ancak tam sürmemiş 20 yaş dişleri komşu dişlere zarar verebilir ya da ağzın genel durumunu olumsuz etkileyebilir. Bu durumda dişin çekimine karar verilebilir.
Sigara kullanımı yara iyileşmesini olumsuz etkileyebilir. Bu da diş çekimi sonrası ağrılı bir iyileşmeye sebep olur.
Evet,edilebilir.Çene kemiğindeki erime dişlerin tedavisine engel değildir. Hatta bazen çene kemiğindeki erimenin tedavisi için de dişlerin tedavi edilmesi şarttır. Ama çene kemiğindeki erime için de dişeti hastalıkları uzmanı sizi görmeli.
Evet.Ön dişler arka dişlerden küçük olduğunda boyut farkına göre çeşitli malzemelerle (kompozit dolgu ( bonding ) , yaprak porselen veya full porselen kaplamalar ) ön dişler büyütülerek daha estetik bir görüntü sağlanabilir.
Evet.Ön dişlerdeki küçük miktardaki aralıklar kompozit dolgularla (bonding), daha fazla miktardaki aralıklar ve dişlerde çürüklerin , eski sağlıksız dolguların da var olduğu durumlarda porselen laminelerle, daha ileri durumlarda full porselen kuronlarla kapatılabilir.
Kanal tedavisi çok büyük bir oranda 1 yahut 2 seansta biter. Sadece dişte akut enfeksiyon varsa (apse ), ateş , halsizlik gibi sistemik belirtiler görülüyorsa kök kanallarının içerisine daha uzun süreler kalacak dezenfektan ilaçların konması gerekebilir. Böyle durumlarda da 3-4 seansda biter.
Kanal tedavisi yapılan dişiniz ağrıyorsa önce hekiminize görünmelisiniz. Çünkü bazen kanal tedavisi yapılan dişin yanındaki yada karşıt çenedeki dişlerden aynı tarafta olanlardan biri ağrıyor olabilir. Diş hekiminiz muayenede ağrı kaynağını kanal tedavili dişiniz olarak belirler ise kanal tedavisi tekrarından diş çekimine kadar olan tedavi yöntemlerinden size uygun olanı seçip uygulayacaktır. Diş hekiminize gidene kadar olan süre içerisinde ağrıyan dişinizin olduğu tarafla sert gıdalar yememeli, dişe yada diş etine hiçbir madde koymamalısınız.
Yaprak porselen hemen hemen her hastaya uygulanabilmektedir. Diş gıcırdatma,tırnak yeme, kalem ısırma gibi parafonksiyonel alışkanlıkları olan hastalara uygulanmaları sınırlıdır. Bu parafonksiyonlar ve çenelerinizinizin kapanış biçimi değerlendirilerek karar verilir.
Yaprak porselenler ile, dişlerden çok az madde kaldırılıp (0.3-0.5 mm) veya hiç kaldırılmadan yapılmaları nedeniyle dişin doğal renklerine çok yakın protezler elde edilebilir.
Diş beyazlatmada kullanılan maddeler dişlere zarar vermez. Diş yapısındaki renkleşme yapan pigmentlere etki ederek diş renginin açılmasını sağlarlar. Böylece diş hekiminin kontrolünde yapılan bir beyazlatma işleminde dişler zarar görmez.
Dişlerin minelerinde var olan yapısal defektler ,gelişim bozuklukları,diş sıkma gıcırdatma tırnak yeme gibi parafonksiyonel alışkanlıklar nedeniyle dişlerde oluşan kırılmalar sebepleri belirlenip tedavi edilmelidir. madde kaybının boyutuna göre çeşitli yöntemler uygulanabilir.
Diş protezlerini gece çıkarmak gereklidir. Gece boyunca ağızda tükürük salgısı azalır. Protezin de ağızda tutulması ile çeşitli mantar hastalıkları oluşabilir.
Diş protezleri hergün çıkarılıp sabun ve bir fırça yardımıyla temizlenmeli, geceleri takılmamalı, belirli aralıklarla da temizleyici tabletler ile bakımları yapılmalıdır.
Lokal anestezi uygulaması genel anestezi komplikasyonlarının hiçbirini göstermez. Uygulama alaninı etkiler ve kullanılan ilacın belli bir yarılanma ömrü olduğu için kısa süre sonra vücuttan tamamen atılır. Hasta bilinçlidir ve tedavi sonrası koltuktan rahatlıkla kalkıp günlük hayatına dönebilir.
Çekilen dişin enfeksiyon yoksa, kemik yapısına bağlı olarak aynı seansta çekim yerine implant yerleştirilebilir.
Tel takmadan bazı hareketli apereylerle lokalize küçük çapraşıklıklık düzeltilebilir.
Genel olarak ağrılı değildir ancak tellerin aktive edildiği seanslarda bazı vakalarda hafif ağrı olabilir.
Artmaz. Diştaşı birikimine neden olan sebepler düzeltilmezse yeniden diştaşı oluşur.
Bakteri plağı hasta tarafından iyi temizlenemezse diştaşına dönüşeceğinden tekrar temizletmek gerekebilir.
Ağzınızı yakmayan, aşındırıcı miktarı düşük, en az 2-3 dakika diş fırçalamanıza yardım edecek herhangi bir macun olabilir.
İlaç, dişeti iltihabını geçici olarak baskılar, ancak tedavi etmez. Mutlaka mekanik tedavi gerekir(diştaşı temizleme, cerrahi operasyonlar gibi).
Bakteri plağı, diştaşı, dişeti iltihabı, ağızda kötü koku bırakan yiyecekler, bazı sistemik hastalıklar ağız kokusuna neden olur.
Diş beyazlatması sonrası ilk günlerde dişler renk değişiklerine hassastır. Doktorunuzun önerdiği süre boyunca sigaraya ve renkli yiyecek ,içeceklere dikkat edilmelidir.
Ağızda çürük, enfeksiyonlu diş, dişeti çekilmesi, dişerde kırık çatlak yoksa dişhekimi muayenesi sonrası uygun görüldüyse dişlere zarar vermez.
Renklenmenin derecesine ve tipine bağlı olarak iki ya da üç ton beyazlayabilir.
Dolgularda kırık, çatlak, kararma, aralanma olduğunda dolgu altında çürük tespit edildiğinde değiştirilmesi gerekmektedir.
Kök kanal tedavisi hem hekim hem de hasta açısından sabır ve özveri gerektiren bir tedavidir. Hekimin en önemli görevi, işlem sırasında hastasını mümkün olduğu kadar rahat ettirmek ve ağrı duymasını önlemektir. Bu nedenle hekimin gerekli gördüğü durumlarda tedavi öncesi söz konusu diş ve çevresine anestezi uygular. Elde edilen uyuşukluk sayesinde hasta hiçbir ağrı duymaz ve hızlı bir şekilde tedavi tamamlanır.
Çoğunlukla kanal tedavisi yenilenerek, varsa hata giderilerek çözüme ulaşılır. Eski kanal dolgusu çıkarılır, dişin kanalı tekrar şekillendirilerek temizlenir, ilaçlanır ve yeniden doldurulur. Eğer bu işlemle de sonuç alınamıyorsa 'kök ucu rezeksiyonu' adı verilen cerrahi müdahale uygulanır. Bu işlem sırasında diş köküne ulaşılır; bu bölge ve çevresi cerrahi olarak temizlenir ve kapatılır. Çok köklü dişlerde enfekte kök çıkarılır. Eğer cerrahi müdahale ile de çözüme ulaşılamıyorsa; o dişin çekimi uygun görülebilir.
Normalde dişleri sıcak, soğuk, ekşi ve tatlı gibi dış etkilerden mine tabakası korur. Erozyon, abrazyon veya çürüğe bağlı olarak mine kaybedilmiş ise iç tabaka olan hassas dentin tabakası açığa çıkar. Dentinde uyaranları ileten sinir uçları bulunur ve bu nedenle hassasiyet hissedilir.
Erken dönemlerde, piyasada bulunabilen koruyucu ve hassasiyet giderici diş macunları yararlı olabilir. Yeterli etkinin sağlanabilmesi için uzun periyotlar süresince kullanılmaları gerekir. Eğer erozyon / abrazyon / çürük kavitesi mevcut ise dolgu yapılması gereklidir.
Her ne kadar, diş ve çene kemiklerinin gelişimini etkilememesi için yalancı emzik kullanımını önermiyor olsak da, 1 yaşına kadar ani bebek ölüm sendromunu ciddi oranda azalttığı bilindiği için sadece uykuda yalancı emzik kullanımını öneriyoruz.
Yetişkinlerde diş sıkma-gıcırdatma sebepleri arasında olan stres, bebek ve çocuklar için de geçerli bir sebeptir. 8 aylık bir bebekte ek gıdaya geçiş süreci, kendini güvende hissettiği tek yer olan memeden ayrılma veya uyku düzensizliği bir bebek için stres sebebi olabilir. Daha önce hiç görmediği nesneleri görmek, dokunmak ya da sesleri duymak bir bebeği endişelendirebilir. Bebek bu dönemde zaten düzgün bir kapanış ya da kontakta olmayan dişlerini çok rahat gıcırdatabilir. Ebeveyn bu dönemde diş gıcırdatmanın çok anormal bir davranış olduğunu düşünüp endişelenebilir ve aşırı tepki verebilir. Aşırı tepki vermek bebeğinizin daha çok hoşuna gidebilir ve ilgi çekmek için diş gıcırdatma eylemini bir alışkanlık haline getirebilir.
Çocuklarda diş sürmesi sırasında dişetinde oluşan baskı çevre dokulardaki sinirleri uyarabilir. Uyarılan sinirler çiğneme kaslarını çalıştırır ve istemsiz çene kasılmaları yani diş gıcırdatmaları görülebilir. Bu tamamen fizyolojik bir olaydır ve aşırı tepki vermeden, çocuğun bu hareketten zevk almasını sağlamadan, bu alışkanlıktan vazgeçmesini beklemek doğru olacaktır. Diş sürmeleri tamamlandığında bu alışkanlıktan vazgeçecektir.
Bunun dışında barsak parazitleri, alerji ve endokrin bozuklukları ve yetersiz beslenme gibi faktörler de diş sıkma-gıcırdatmaya sebep olabilir.
Çocuklarda görülen diş sorunlarından biri de travmaya bağlı oluşan diş kırıklarıdır. Oldukça hareketli oldukları bu dönemde, düşme ve çarpmalara bağlı olarak dişlerde kırık veya lüksasyonlar (dişte sallanma-yükselme-hareketlilik) sıklıkla görülebilmektedir. Bu gibi durumlarda diş doktorunuzdan mutlaka yardım almanızı tavsiye ederim.
Süt dişleri ve daimi dişlerin aynı dönemde ağız içinde bulunduğu bu dönemler, karışık dişlenme dönemi olarak isimlendirilir. Karışık dişlenme döneminde çene kemikleri ve dişler oldukça aktiftir ve büyüme paternine ayak uydurmaya çalışırlar. Fakat artık özgürlüğünü ilan etmiş olan çocuğunuz da oldukça aktiftir ve dişlerine istemeden de olsa zarar verebilir. Diş sürmelerinde farklılıklar, çürükler, kırıklar, diş gıcırdatma, çapraşıklıklar, erken süt dişi çekimleri gibi faktörler çocuğunuzun ömür boyu kullanacağı daimi dişlerinin kaderini belirleyecektir.
Süt dişleri genelde birbirlerinden ayrık bir şekilde dizilirler. Bu ayrık dizilim, çocuğunuzun ileri de diş diziminde problem olacağına işaret değildir. Süt dişlerinin ayrık dizilimi, yerlerine gelecek olan daha büyük daimi dişlere yer sağlamak içindir. Daimi diş, süt dişinin rehberliğinde ağız içindeki yerini bulacaktır. Rehberi olmayan bir daimi diş, olması gereken yerden daha önde, arkada ya da yanda çıkabilir. Bu da ileride çapraşıklık görülme ihtimalini arttırır.
Özellikle alt ön bölgede, daimi kesici dişler, süt dişlerinin hemen arkasından, dil tarafından gelir. Bu görüntü ilk bakışta daimi dişlerde çapraşıklık mı olacak acaba diye düşündürebilir. Bu çok doğal bir süreçtir, şöyle ki alt kesici dişlerin sürme yönü öne doğrudur ve çene gelişimi devam ettikçe bu dişler de olması gereken yere gelecektir. Süt ve daimi dişlerin karışık olarak ağızda olduğu bu dönemde, acaba çocuğumun dişleri çapraşık mı olacak diye endişelenmek çok da doğru değildir. Tabi ki bu tarz endişelerinizi, bir diş hekimiyle paylaşmak daha doğru olacaktır. Sonuçta, çocuğunuzun dişleri ve çene kemikleri annesine ya da babasına benzeyecektir. Kendinizde gördüğünüz bazı problemlerin çocuğunuzda da ortaya çıkması yüksek ihtimaldir. Doğrusu düzenli olarak bir diş hekimine gitmek ve olası problemleri erken yaşta tespit ederek yönlendirmek olacaktır.
Tedavi edilmeyen süt dişi çürükleri; ağızda kötü koku, çiğneme zorluğu, beslenme bozukluğu ve estetik bakımdan hoş olmayan bir görüntüye yol açar. Bu dönemde tedavi edilmeyen diş bozuklukları, ileride diş çarpıklığı, çene gelişiminde bozukluk ve -romatizmadan kalp rahatsızlıklarına kadar- genel sağlık problemlerine yol açabilir. Bu nedenle süt dişlerindeki çürükler, "nasıl olsa yerine yenileri gelecek" yanılgısına düşmeksizin mutlaka tedavi edilmelidir.
Diş çıkarmak her bebek için farklı bir serüvendir. Aslında bebeklerde diş çıkarma süreci anne karnında başlıyor. Diş kökleri henüz anne karnında iken oluşmaya ve gelişmeye başlıyor. Bebek doğduğunda ise bütün süt dişleri çene kemiği içinde yerlerini almış oluyor. Ortalama her bebeğin dişlerinin sürme sırası aynı iken, dişlerin çıkma zamanları farklılık gösterebiliyor. Kiminde erken, kiminde de geç çıkıyor dişler. Dişlerin çıkma zamanları, tamamen anne babadan gelen genlere bağlı olarak doğuştan belirleniyor. Yani siz ne zaman diş çıkarmaya başladıysanız, bebeğiniz de o zaman çıkartacaktır.
Diş çıkarma bir bebek için oldukça uzun bir süreç olduğu gibi hayli zorlu da olabilir. Diş çıkarma sırasında dişetlerinde şişlikler, kızarıklıklar olabilir. Salyaları akabilir. Etrafında bulduğu herhangi bir nesneyi ısırmak ister, diş etlerini kaşımak ister. Ve bu değişiklikler çok doğaldır ki, bebeğin canını acıtabilir, onu huzursuz ve asabi yapabilir. Ağız içindeki bu değişiklikler sebebiyle rahatsız olan bebek, uykuya dalmakta güçlük çekebilir.
Henüz bilimsel olarak kanıtlanmamış olsa da, istatistiksel verilere dayanarak bilinen diğer diş çıkarma belirtileri ise, hafif ateş, halsizlik, iştahsızlık ve ciltte döküntüdür. Fakat bu belirtilerin, aslında var olan başka bir rahatsızlığı saklıyor olma ihtimali de çok yüksektir. Her türlü problemi diş çıkartma sürecine bağlamak çok yanlıştır. Bebeğimizin diş çıkarma döneminde, aynı anda farklı bakterilerle de yeni tanışıyor ve savaşıyor olduğunu unutmayalım. Dolayısıyla bu gibi durumlarda öncelikle doktorunuza danışmanız faydalı olacaktır.
Normal geçtiğini varsaydığımız bir diş çıkarma döneminde, bebeğinizin dişetlerindeki kaşıntısını yenmesi için ona yardımcı olabilirsiniz. İlk akla gelen dişetinin üzerine sürülen ağrı kesici jeller olacak diye tahmin ediyorum. Ya da deliksiz uyuması için verilen ağrı kesici şuruplar… Diş çıkarma döneminde bebeğiniz uykuya dalmada güçlük çekebilir, fakat uyku düzensizliğini bu sürece bağlamak yanlış olur. Dolayısıyla bebeğinize bu dönemde ağrı kesici jel ya da şurupları vermek size çok yardımcı olmayabilir. Boşu boşuna bebeğinize ilaç vermiş olursunuz. Bunların yerine doğal yöntemlere başvurmak daha sağlıklı olacaktır.
Bebeğinizin dişetlerini kaşıması için ona bir havuç ya da salatalık verebilirsiniz mesela… ya da özellikle yeşil soğanın beyaz kısmını keserek bebeğinize verebilirsiniz. Yeşil soğan, dişetlerindeki kaşınmayı ve ağrıyı çok hızlı bir şekilde kesecek ve bebeğinizi rahatlatacaktır.
Sadece diş kaşımaya yardımcı olmak için piyasaya sürülen lastik oyuncaklardan da faydalanabilirsiniz. Ama fabrikasyon oyuncakları bebeğimizin ağzına götürmesini tabiî ki hiçbirimiz istemeyiz. Doğal yöntemlerden faydalanmak çok daha sağlıklı olacaktır.
Bunun dışında, bebeğinizin dişleyebileceği kadar büyüklükte meyve ya da sebze pürelerini dondurup, bebeğinizin eline verebilirsiniz. Böylece hem azıcık da olsa meyve yemiş olacaktır, hem de soğuk, dişetlerine iyi gelecektir. Tabi bu dönemde bebeğinizin boğazında iltihabi bir durum olmadığından emin olmanız gerekecektir.
Farklı doğal besinler kullanarak, parmağınızla bebeğinizin dişetlerine masaj yapmanız da bebeğinizi rahatlatabilir. Fakat gerçekçi olmak gerekirse, zaten huzursuz ve asabi olduğu bu dönemde bebeğinizi sabit bir şekilde tutup, dişetlerine masaj yapmak çok da kolay olmayacaktır.
Benim tavsiye edeceğim en basit ve etkili yöntem, bebeğinizin eline, ağzına soktuğunda problem olmayacak besinler verip, özgürce kendini rahatlatmasına izin vermek olacaktır. Böylece bebeğiniz hem huzursuz, asabi bir karakter sergilemeyi bırakacak hem de yeni tatlar öğrenecektir. Siz de farkında olmadan, bebeğinizin kendi problemlerini kendi başına çözme becerisinin tohumlarını ekmiş olacaksınız.
Gece yarısı başlayan diş ağrısına çözüm olarak, en doğrusu bir sağlık kuruluşunun acil bölümüne gitmek olacaktır. Halk arasında bilinen, diş üzerine aspirin, sarımsak, kolonya gibi maddelerin konulması, diş ağrınıza tam bir çare olmayacağı gibi, çevre yumuşak dokulara da zarar verecek ve ikincil ağrılara sebep olacaktır. Kısa zamanda doktora gidemiyorsanız ve yüzünüzde şişlik oluştuysa, şişen bölgeye soğuk kompres yapabilirsiniz. Soğuk ağrıyı da bir miktar azaltacaktır. Ağrı kesicilerden faydalanabilirsiniz. Fakat ağrı kesicilerin etkisi kısa süre sonra geçecek ve ağrı tekrar başlayacaktır. Gözle görülen bir çürük var ise, çürük üzerinde yemek birikintisi olmadığından emin olmak için dişlerinizi fırçalamanızı ve o bölgeyi temizlemenizi tavsiye ederim. Çürük diş içerisine yemek artığı kaçtığı zaman ağrınız oldukça artacaktır. Bunun dışında, evinizde bulunması az ihtimal de olsa, karanfil yağı diş ağrınıza iyi gelecektir. Küçük bir pamuğa karanfil yağı dökerek, çürük dişinizin üzerine koyarsanız, diş ağrınız hafifleyecektir. Karanfil yağını uygularken çevre yumuşak dokulara zarar verebileceğinden, sadece diş üzerine uyguladığınızdan emin olmanız gerekir. Dişinizde bir ağrı hissettiğiniz zaman, en doğrusu diş hekiminizi ziyaret etmektir. Uygun bir anestezi ile ağrı tamamen bloke edildikten sonra, gerekli tedaviler yapılabilir. Sonrasında da ağrınızın tekrarlaması beklenmez.
Kanal tedavisi sırasında, zarar görmüş pulpa artıkları kanallar içerisinden uzaklaştırılır. Var olan iltihaplı dokular kök kanalları yoluyla direne edilir. Kök kanalları tamamen dezenfekte edildikten sonra ise, kanalları tamamen izole etmek üzere kanal dolguları yapılır. Kanal tedavisinin bu aşamaları tek seansta bitebileceği gibi, 2-3 seans da sürebilir. Bu süre iltihaplı dokunun tamamen iyileştiği zamana göre değişkenlik gösterebilir.
Kanal tedavisi sonrasında, diş dokusunda bazı değişiklikler meydana gelir. Diş sert dokusunun içindeki yumuşak sinir dokusu artık yoktur. Kısacası diş, az da olsa kendisine esneklik veren suyunu kaybetmiştir artık. Diş içinde bir kan dolaşımı kalmamıştır. Ayrıca kanal tedavisi gerektiren dişler genelde, büyük çürükleri olan dişler ya da öncesinde kırık olan dişlerdir. Dolayısıyla dişin sert dokusu oldukça azalmıştır. Diş sert dokusunun azalması ve pulpa dokusunun tamamen ortadan kalkması sonucu dişler kırılmaya yatkın olurlar. Kırılma, kanal tedavisi seansları arasında olabileceği gibi, kanal tedavisi sonrasında yapılan restorasyonun yetersiz kalması sebebiyle de olabilir. Dolayısıyla, kanal tedavisi yapılan dişe, seans aralarında çok kuvvet vermemek doğru olacaktır. Ayrıca kanal tedavisi üzerine yapılacak restorasyona, diş hekiminin kalan destek doku miktarını değerlendirerek, karar vermesi uygun olacaktır. Dolgunun, yetersiz kalacağını düşündüğü durumlarda, diş hekiminiz daha koruyucu bir yöntem olan kuron (kaplama) tedavisini seçebilir.
Kanal tedavisi yapılan dişin kırılma riski yanında, renklenme problemi de vardır. Tedavi sırasında kullanılan malzemelerin cinsine göre dişte pembe mor arası bir renklenme olabilir. Renklenme problemi olan kanal tedavili dişe beyazlatma işlemi uygulanarak bu sorun giderilebilir. Eğer porselen restorasyonla bitirildiyse, renklenme zaten hiçbir zaman problem olmayacaktır.
Günümüzde aşırı çürük dişler bile kanal tedavisi ile kurtarılabilmektedir. Ağızda diş sert dokusunun hiç görünmediği, fakat kök yüzeyinin kemik ile bağlantısının iyi olduğu durumlarda bile çeşitli restorasyonlar ile dişin fonksiyonu geri kazandırılabilmektedir. Dişi çekmek en son düşünülmesi gereken tedavi olup, amaç çürük dişin ağız içinde fonksiyon görebileceği ömrü uzatmaktır.
Eksik ya da kötü görünümleri olan dişlerinizi, daha güzel sağlıklı bir hale getirebilmek için porselen kuron ya da köprülerden faydalanıyoruz. Buna kendi doğal dişlerimiz de dahil olmak üzere, bir ömür boyun, hiç sorun çıkarmadan günde 24 saat kullanmayı beklemek biraz hayalperestlik olur. Şöyle ki ağız içi dokular sadece yemek yerken fonksiyon görmüyor. Ağız içinde sürekli olarak aktiviteye sebep olan tükürük, bütün gün 7/24 ağız içi dokuları yoruyor. Saf su bile durduğu kabın içinde değişikliklere sebep oluyorken, içeriğinde birçok enzim bulunduran tükürük de dişler veya varsa porselen kuron/köprüler üzerinde yorgunluğa sebep olabilir. Bu yorgunluk, uzun zaman sonunda, dişlerde veya porselen kuron/köprülerin üzerinde çatlaklara veya kırılmalara sebep olabilir. Porselen üzerinde oluşan çatlaklarda lekeler ve birikimler olurken, kırık bölgelerde çürük ilerlemesi ve dişeti problemleri de artacaktır. Ağız içinde temizlenemeyen bölge, kötü koku ve kötü görüntüyü de beraberinde getirecektir.
Porselen kuron/köprünün ömrünü kısaltan bir faktör de vücudumuzun biyolojik saatidir. Ömrümüzden geçen her bir sene, saçımızda, yanaklarımızda ya da dudaklarımızda bile kendini belli ediyor ise, ağız içi dokularda da zamana bağlı değişiklikler olması mümkündür. Porselen ile ilgili herhangi bir problem olmasa bile, porselene destek olan alttaki dişte ya da dişetinde değişiklikler olması çok doğaldır. Zaman içinde dişeti çekilmeleri olabilir, alttaki dişte çürükler olabilir. Dişeti çekilmesi olduğu zaman, porselenin kenarı ile dişeti arasında yemek birikebilir. Bu bölge temizlemesi zor bir bölge ise çürük olma ihtimali kaçınılmazdır. Sonuçta kötü koku ve hassasiyet ile birlikte porselenin değiştirilme zamanı gelmiş demektir. Yanlış fırçalama ya da yetersiz ağız hijyeni sonucu da çok yeni yapılmış bir porselen kuron/köprüde, dişeti uyumsuzlukları görülebilir. Ağızda kötü koku var ise, mutlaka iyi temizlenemeyen bir bölge sonucu bakteri oluşumu vardır. Kötü kokuya sebep olan faktör tespit edilmeli ve tedavi edilmelidir.
Porselen kuron ya da köprü yapıldığında, eskisine göre daha fazla temizlemeye ihtiyaç vardır. Ne de olsa ağız içi dokulara yabancı bir maddedir ve hiçbir madde doğalın yerini tutamaz. Dolayısıyla bu bölgelerin hijyenine ekstra dikkat etmek gerekir. Ara yüz fırçaları ve köprü altı için özel üretilmiş diş iplerinden faydalanmak, porselen kuron ve köprülerin ömrünü uzatacaktır. Rutin olarak 6 ayda bir diş hekimi kontrolüne gitmek, problemlerin erken safhada çözülmesi açısından da faydalı olacaktır.
Gülüş tasarımı , hekimlik ve sanatın beraber uygulanarak , kişiye özel ideal gülüşü bulmaktır. Kişinin şahsi istekleri ile sağlık ve doğallığı da birleştirerek sağlıklı bir gülüş planlamaktır.
Bir ya da birkaç diş eksikliğinde ağızda mevcut dişlerden , implantlardan destek alınarak veya sağlıklı diş dokusunda çok fazla kayıp olan dişlerin restorasyonu amacı ile yapılan protezlerdir.
Diş eksikliğinin çok fazla olduğu ve implant yapılamayan hastalarda porsiyel protezlere bir alternatif olarak üretilen protezlerdir.
Büyüme ve gelişimini tamamlamış her sağlıklı bireye uygulanabilir.
Özellikle ön bölgedeki dişlerde kullanılan çok ince yaprak şeklindeki porselenlerdir.
Diş ile uyumlu başarılı bir porselen lamina ve başarılı bir yapıştırma tekniği ile bu tür sorunlar yaşanmaz.
Porselen , kron ve köprü restorasyonlarının alt yapısında kullanılan beyaz renkli dayanıklı bir metaldir.
Çocukların ilk diş hekimi muayeneleri diş hekimi korkusu oluşmaması için oldukça önemlidir. Ilk muayenenin mutlaka çocuk diş hekimi tarafından yapılması gerekir. Yine de aşırı kaygılı ve korkan çocukların tedavisinin klinikte zorla değil, genel anestezi veya sedasyon altında yapılması en güvenilir yöntemdir.